contador Gadji

Gadji

Yer: çayyolu

Emre: gardaşım bakar mısın gardaşım!!
Fulya: bakar mısınız de burası batıkent lucky degil!
Emre: ya ankaranın bi semti amınagoyim, GARDAŞIM Bİ ELLİLİK GETİR GARDAŞIM!!!!

ya salak hayvan dişfldlg
:’)
mal. 

zamirler:

Bıktım ulan bıktım. Sürekli bir şeylerin geçmesini ve benim de zamanım gelsin artık diye beklemekten çok sıkıldım amına koyayım be. Yeter. Yeter ben kafamı duvarlara vuruyorum hâlâ geçmiyor.

.

agirtahrik:

Derin bir yaranın kabuk bağlamasını beklemek gibi bazı bekleyişler. Uzun, acılı ve sabırsız! Her an elimize gelse de kaldırsak hafif kabuğu diye tutuşuyor parmaklarımız.

Nicemizinki hala kanıyor, bir peçetenin naif beyazlığına..
Ağlasak diyoruz yaralarımıza, biraz tuzlu gözyaşı elbette iyi gelecektir. Ve ya çok eski bir yarayı iyi etmeye çalışsak, umarsız bir kadının ter izleriyle..

Bazı  kadınlar şefkatlidir..
Bilirler, acırlar, sararlar..
Ama bazı kanayan adamlar çok zalimdir!
Böyle kadınları hep bir yerde unuturlar.
kafasızsınız ben ne yapayım. 

içinde yaşadığım dünyayı içime çekip kül tablasında ezerek söndürmek istedim. ve dedim ki. bu dünyanın külünü görmeden bi yere adım atmıyorum. 

intihar da bi nevi evrene “sen beni kovmuyorsun, ben istifa ediyorum!” deme şekli değil miydi.